Atatürk Dosyası
 
       “… Hepiniz bilirsiniz ki, Avrupa’nın en önemli devletleri, Türkiye’nin zararıyla, Türkiye’nin gerilemesiyle ortaya çıkmışlardır. Bugün bütün dünyayı etkileyen, milletimizin hayatını ve ülkemizi tehdit altında bulunduran, en güçlü geliÅŸmeler, Türkiye’nin zararıyla gerçekleÅŸmiÅŸtir… Gerçekten de Avrupa’nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve uygarlaÅŸmasına karşılık, Türkiye gerilemiÅŸ, düştükçe düşmüştür. Türkiye’yi yok etmeye giriÅŸenler, Türkiye’nin ortadan kaldırılmasında çıkar ve hayat görenler, zararlı olmaktan çıkmışlar, aralarında çıkarları paylasarak, birleÅŸmiÅŸ ve ittifak etmiÅŸlerdir. Ve bunun sonucu olarak, birçok zekalar, duygular, fikirler, Türkiye’nin yok edilmesi noktasında yoÄŸunlaÅŸtırılmıştır. Ve bu yoÄŸunlasma, yüzyıllar geçtikçe oluÅŸan kuÅŸaklarda, adeta tahrip edici bir gelenek biçimine dönüşmüştür.
       Ve bu geleneÄŸin, Türkiye’nin hayatına ve varlığına aralıksız uygulanması sonucunda, nihayet Türkiye’yi ıslah etmek, Türkiye’yi uygarlaÅŸtırmak gibi birtakım bahanelerle, Türkiye’nin iç hayatına, iç yönetimine iÅŸlemiÅŸ ve sızmışlardır. Böyle elveriÅŸli bir zemin hazırlamak güç ve kuvvetini elde etmiÅŸlerdir…
       Oysa güç ve kuvvet, Türkiye’de ve Türkiye halkında olan gelişme cevherine, zehirli ve yakıcı bir sıvı katmıştır. Bunun etkisi altında kalarak, milletin en çok da yöneticilerin zihinleri tamamen bozulmuştur. Artık durumu düzeltmek, hayat bulmak, insan olmak için, mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine uygun yürütmek, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi birtakım zihniyetler ortaya çıktı.
       Oysa hangi istiklal vardır ki yabancıların nasihatlarıyla, yabancıların planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir olay kaydetmemiÅŸtir. Tarihte, böyle bir olay yaratmaya kalkışanlar, zehirli sonuçlarla karşılaÅŸmışlardır. İşte Türkiye de, bu yanlış zihniyetle sakat olan bazı yöneticiler yüzünden, her saat, her gün, her yüzyıl, biraz daha çok gerilemiÅŸ, daha çok düşmüştür… Bu düşüş, bu alçalış, yalnız maddi ÅŸeylerde olsaydı, hiçbir önemi yoktu. Ne yazık ki Türkiye ve Türk halkı, ahlak bakımından da düşüyor. Durum incelenirse görülür ki, Türkiye DoÄŸu maneviyatıyla sona eren bir yol üzerinde bulunuyordu. DoÄŸu’yla Batı’nın birleÅŸtiÄŸi yerde bulunduÄŸumuz, Batı’ya yaklaÅŸtığımızı zannettiÄŸimiz takdirde, asil mayamız olan DoÄŸu maneviyatından tamamıyla soyutlanıyoruz. Hiç şüphesizdir ki bu büyük memleketi, bu milleti, çöküntü ve yok olma çıkmazına itmekten baÅŸka, bir sonuç beklenemez…
       Bu düşüşün çıkış noktası korkuyla, aczle baslamıştır. Türkiye’nin, Türk halkının nasılsa başına geçmiÅŸ olan birtakım insanlar, galip düşmanlar karşısında, susmaya mahkummuÅŸ gibi, Türkiye’yi atıl ve çekingen bir halde tutuyorlardı. Memleketin ve milletin çıkarlarınin gerektiÄŸini yapmakta korkak ve mütereddit idiler. Türkiye’de fikir adamları, adeta kendi kendilerine hakaret ediyorlardı. Diyorlardı ki; ‘Biz adam deÄŸiliz ve olamayız. Kendi kendimize adam olmamıza ihtimal yoktur.’ Bizim canımızı, tarihimizi, varlığımızı bize düşman olan, düşman olduÄŸundan hiç süphe edilmeyen Avrupalılar’a, kayıtsız ÅŸartsız bırakmak istiyorlardı. ‘Onlar bizi idare etsin’ diyorlardı…
       Bilelim ki, ulusal benliÄŸini bilmeyen uluslar, baÅŸka uluslara yem olurlar.â€